23 Ağustos 2012 Perşembe

Bayramlık Ağzımı Açtım...


Nasıl da ilaç gibi gelmişti hepimize... Yaz sıcaklarına denk gelen dört koca gün! ''Onu da yapalım, bunu da yapalım'' koşturmacasına, İstanbul'da olmak ta eklenince o koca günler çabucak bitti tabii.. Geriye güzel anılar ve her gidilen yerde ''Ölümü öp ye!'' ısrarı sonucu yenilip dört gün içerisinde artı bir kilo olarak bünyeye katılan yemekler kaldı...
Bayramlık ağzımı açmadan önce o güzel anılardan bahsedeyim biraz. Evet evet çok masum ve sevgi dolu bir yazı yazamayacağım bayram sonrasında. Elbet benim de söyleyecek sözlerim kaldı içimde...

Bu sene gerçek gülümsemem vardı! Oley!

Bayram öncesi üzerinde bol bol çalıştığım sahte gülüşüm ve edepli kız oturuşum bu sene işime yaramadı. Bayramın ilk akşamı gittiğimiz yer halamların evi olunca aslında yapmacık bir gülüşe ihtiyacım olmadığını da anlamış oldum. Demek neymiş? Benim gibi bayram fobiniz varsa ziyarete bildiğiniz yer ve tanıdığınız insanlardan başlamakmış doğrusu. O zaman yüzünüze seri katil ile tuvaletini yapan adamın karışımı bir gülümseme kondurmak yerine içten kahkahalar atabiliyormuşsunuz.  
Nitekim içten kahkahalarım bayram boyunca da devam etti. İkinci gün Murat'ın anneannelerinde yenilen aile yemeğinde de  bol kahkahalar eşliğinde çok eğlendim.'' Bir anneannenin evinde nasıl eğlenilir?'' diye düşünüyorsanız onu başka bir konu başlığı olarak anlatmam gerekir. Nitekim kayınvalidemin tüm akrabaları haklarında ayrı konu başlıkları yazılması gerekecek kadar şahsına münhasır insanlardır. Kısacık bir örnek vermek gerekirse öğle yemeği sonrası elimizde içkilerimizle balkon muhabbeti yaparken ''Blogunda dedikodu yazmalısın, cesaretli olup millete geçirmelisin.'' diyen bir insan tanırım ki Murat'ın teyzesidir o kişi. Tamam ''geçirmelisin'' demedi ama konunun özü buydu en azından.


Bayram Sokuşturmacaları

Sokuşturmaca diye bir tanım bile yok diyorsanız yanılıyorsunuz. Bence bu kelime tam da bir bayram günü bulundu. Nasıl bulunmasın ki? Türkiye'nin her köşesinde bayram günlerinde aynı seslerin yankılandığına eminim:
''Hiç gelmiyorsunuz çocuğum...''
''Hiç aramıyorsunuz çocuğum...''
''Evlendiniz bir evinize de çağırmadınız çocuğum...''
''Biz neler neler atlattık bu sene de bir arayıp hal hatır sormadınız çocuğum...''
''Biz gençler eskiden daha iyi bilirdik gelenek görenek, artık yeni gençlikte kalmadı bunlar peh...''
Bayramda telefonu açıp daha ''İyi bayramlar'' lafının ilk kelimesini bile söyleyemeden bu sözleri duymak her Türk gencine nasip olmuştur eminim.  Bu cümle öbeklerinin aynı olması size de 'Sitemkarlar' diye bir tarikat olduğunu düşündürmüyor mu?
E madem  böyle bir tarikat var, kendilerine diyecek bir kaç sözüm de olsun:
Ey sevgili sitemkar insanlar!
Seni düşünüp arayan biri var ortada bir teşekkür etmek yerine neden bu cümleleri kullanırsın ki hemen? Bayram şekerini verirken ''Afiyet olsun, kısmetse bir gün sen de bize şeker ikram edersin. Evine çağırırsan tabii...'' diyip niye sinsi sinsi laf sokuşturursun? ''Bu gençlik de çok vefasız...'' diye başladığın cümlelerde ''Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla.'' mantığını yaparken neden gülersin bıyık altından? Nasıl bir tatmindir bu?
Şu anda böyle düşünüyormuş gibi davranıyorum ama aslında ben bu insanlar sayesinde yaşlanmayı istiyorum!
Yaşlanayım ki ben de ''Peh...'' diye başlayan cümleler kurup ikram ettiğim bayram şekerini karşımdaki gencecik savunmasız kişinin boğazına dizebileyim. Telefonum çaldığında ''Kocacığım hazırladığımız 'sokuşturma' metinini getirir misin yeğenler arıyor da...'' diyebileyim.
Çocukcağız ''Aşkolsun ama yenge...'' dediğinde. ''Yok yavrum yok sizin de işleriniz var tabii ne yapacaksınız bizim gibi yaşlıları? Altı üstü ölüm döşeğindeyiz.'' diye ağlayabileyim.
İşte aslında tarikatın sırrı burada.
Yıllar boyu çekilen işkencenin intikamını her bir nesil bir sonraki nesilden alıyor. ''Biz de genç olduk.'' yerine ''Biz böyle gençler değildik.'' düşünceleri dilimize dökülüyor patır patır...
Çok eğleneceğim yaşlandığımda!


Bayramdan bir kaç not:
1. Arefe günü bekarlığa veda partisindeydim. Bu sefer duvak yerine şeytan boynuzu taktım. Parti bitimi Murat beni aldı, arabada sızmışım tabii.. 
Sevgili kocam gecenin dördünde bayram namazı telaşıyla benzincide durup ''Yakında nerede cami var?'' diye sorarken uyandım. Camiinin yerini tarif eden adamın kafamda unuttuğum şeytan boynuzuna bakışını hiç unutmayacağım.
''Şeytan çıkarmaya gideeecedik de biz.''

2. Bu bayramda kimse bana ''Kilo almışsın.'' demedi. Bu sefer hedef Murat oldu. Göbeğine, kıçına epey bir gönderme yaptı herkes. Murat ta ''Benim kemiklerim iri.'' dedi kapadı konuyu. Ben o lafları duysam bileklerimi kesip veda mesajımı tartıya kendi kanımla bırakırdım. Erkeklerin özgüven patlamasına hayran olmamak elde değil.
3. ''Sahte gülüşü uygulamamışsın peki edepli kız oturuşuna  ne oldu?'' diye düşünenler varsa ''Allah ne verdiyse...'' diyip oturdum her yerde. Şimdi görünmeyecek de ne zaman görünecek?
4. Kayınvalidemlerde yenilen bayram yemeği sonrasında kalan bütün yemekler şu anda benim buzdolabımda! Yok böyle bir mutluluk! Allah hepinize eli lezzetli, karakteri bonkör kayınvalide nasip etsin.
5. Bayramdan sonra bir gün daha izin kullandım. Annemle havuza gittik, DVD izledik, bol bol da içtik. Sefamız olsun,kıskananlar da ortadan çatır çatır çatlasın!


Hiç yorum yok: