18 Ağustos 2012 Cumartesi

Eskiden Bayram, Şimdi Bayram... Deliye Her Gün Bayram!



Evlenmeden önce bayramlar hep çok renkli geçerdi benim için. Ailecek gittiğimiz ziyaretlerin hiç birinde resmi bir hava olmazdı çünkü. Daha doğrusu 'Usturuplu' davranmamız gerek bir yere bile gitsek ailemin genel yapısı gereği komik olaylar bir birini izlerdi.
Allah rahmet eylesin Perihan teyzenin evine gittiğimizde babamın ''Ne güzelmişşşş..!'' diye baktığı avizenin kristalinin elinde kalmasını da, kocaman adamların ceplerine bir dolu çikolatayı saklamalarını da dün gibi hatırlarım.
Bir de müzik olurdu hep bizim bayramlarımızda... Öyle teypten Serdar Ortaç'lar falan da değil. Ne zaman mandolin sesi duysam Ahmet Abi'lerin eve yaptığımız bayram ziyaretlerini hatırlarım. Hatırlarken ağzıma likör tadı gelir bir de, sıcak sıcak...
Anlayacağınız gibi geleneklerden sıyrılmadan modernleştirilmiş bir versiyonda yaşardık biz bayramlarımızı. Babamın elini öptükten sonra bayram harçlığını vermeden ''Tahmin et hangi elimde?''  diye Berk'le beni iki saat kıvrandırması da bu yüzdendi elbette... Bunu yaptığında çocuk falan değildik ha. İki sene önceden bahsediyorum.
Son iki bayramıysa evli bir kadın olarak kutladım ben.
İlkinde bayramı pek hissetmedim aslında.  Arkadaşlarımızla çıktığımız tatil, bayram konseptinden uzaklaştırdı bizi. Bayramı hissettiren tek unsur iki Murat'ın gittiği bayram namazıydı ki o sırada biz kadınlar tabi ki odalarımızdaydık... Konunun şeklini değiştirmeden uzaklaşıyorum bu paragraftan..
İkinci bayramımızaysa evde uyandık. Daha önceden aldığımız bayramlıklarımızı giydik karı koca. Benim içim biraz huzursuz, eski konsepti yaşamak adına ŞAP diye Murat'ın elini öptüm. Yüz liramı kapıp gülümsemeyi başardım biraz. ''Yüz lira ne lan?'' demedim.
Yola çıktığımız ilk andan itibaren üzerime bir 'yeni gelin' psikolojisi geldi ki sormayın. Gittiğim her yerde herkes bana bakacak,beni inceleyecek zannediyorum. Davranışlarımı analiz edecekler, arkamdan kibarlığımla ilgili konuşacaklar... ''Ayyy bayılıyorum bu kıza ya çok kibar'' yerine ''Bu kız da patavatsız biraz, elini ayağını nereye koyacağını bilmiyor. Kıçında eteği de giymiş donunu gördüm yeminlen.'' diyeceklerine de eminim. Aldığım bir kaç kiloya da küfrediyorum bir yandan. Konuşacak konular tükenince elbet ''Gelin hanım da biraz kilo almış.'' diyip üzerime saldıracak bir densiz de çıkacak!
Sıradan dolaşmaya başladık tüm akrabaları. Ama ben nasıl garibim anlatamam. Yüzüme aynı düğün günü olduğu gibi bir gülümseme yapıştırdım botokslu gibi başka şekle giremez haldeyim. Normalde samimi davrandığım insanlara bile sizli bizli konuşuyorum. Kayınvalidemlerin evinde normalde popomu yaya yaya yatarken,bayram diye koltuğun kenarında bacak bacak üzerine atıyorum, yok beğenmiyorum öyle oturuşu ellerimi dizimin üzerine koyuyorum. Kayınvalidem de rahatsız olmuş olacak ki ''Sezin rahat otursana.'' deyip duruyor.
Sonuçta kendimi kasa kasa bitiriyorum ilk günü...
Bayramın ikinci günü de aynı şekilde geçiyor. Yine bir dolu ev, içimde bir dolu kasvet, davranışlarımda bir dolu yapmacıklık. ''Ah ne demek efenim, zahmet olur mu?'' şeklinde yılışık bir insanım ki aralarda tuvalete kaçıp ''Manyak mısın lan sen?'' diye soruyorum aynadaki kendime.
Gerçi annemlere gittiğimde rahatladım biraz. Ama bu sefer de garip bir mod yaşadım. Elimde meyveler ''Kocacığım meyve keseyim mi?'' sana diye sorup durdum Murat'a. Normalde ''Ben dokunamam o şeftaliyeee yiahhhh'' diyerek Murat'ı meyveden sorumlu devlet bakanı ilan eden ben elimde hoppidi hoppidi meyvelerle gezmeye başladım.
Bitti neyse sonunda. 2011 Bayram sezonu ve benim kıl karakterim mazi olmayı başardı.
Şimdiiiii.... Geldi mi 2012 bayramı!
Murat'la bir haftadır kavga ediyorum ''Oraya gitmem, buraya gitmem, ben evde yatmak istiyorum.'' diye. Murat ta ''O kadar ölmedi gelenekler Sezin Hanım!'' diye yanıtlıyor tüm isyanımı. Diyemiyorum ki bu bayram olayı olunca ben bir geriliyorum, bir saçmalıyorum. Desem de anlamaz ki! ''Manyak mısın?'' der veya daha beteri bunu demeden manyak olduğumu düşünür.
...
Sanırım ben çocuk olduğum bayramları özledim.
Küçücük olduğum bayramları demiyorum. 20 yaşında da olsam ailemin çocuğu olduğu bayramlardan bahsediyorum. O zaman bayramda geldiği için ''Aferin takdir ediyorum seni ne güzel geliyorsun ailenle bizi ziyarete...'' denilen kişiydim. Şimdiyse aile benim!
Bu senenin programını karakter değiştirmemi gerektirmeyecek şekilde yapmaya çalıştım.
Umarım kazasız belasız atlatırız.
Gerçi yeni gelin de sayılmam, eskidik artık..
Ben en iyisi mi yeni bir gülümseme üzerinde çalışayım bu bayram.
Oturma tarzımı da tekrar gözden geçirdim mi, tamamdır!


Hepinize iyi bayramlar!

Hiç yorum yok: