12 Ağustos 2012 Pazar

İstemek...Düşünmek...Hazır Olmak...



Bir senedir neredeyse her hafta sonu diyebilecek şekilde misafir ağırlıyorum evde. Yazarken bile sanki söyleniyormuşum gibi görünen bu süreçten sıkılmıyorum aslında. Tam aksine misafir gelmeden günler öncesinde yapılan menü hazırlıkları, evi güzelleştirmek adına ortaya koyulan çaba ve tabii misafirler geldiğinde bol alkol eşliğindeki gırgır şamata benim en büyük hobim haline geldi. Bu olayı bu kadar sevmeme rağmen son bir kaç aydır ''Biz de birilerine misafirliğe gitsek artık yaaaaaa!'' süreci de başladı. Geçtiğimiz sene arkadaşlarımızın hiç birinin henüz evli olmayışı benim bu isteğimi sadece bir hayal konumunda bırakırken, düğün gecesi ayakkabımın altının arkadaşlarıma epey kısmetli gelmesi sonucunda bu sene patır patır başladı düğünler.
Ama ne başlamak!
Bekarlığa vedalar kınaları takip etti sonra düğünler... Bu süreçlerin hepsini sevmekle birlikte ''Şu olaylar bitsin de biz de misafirciliğe gidelim!'' düşüncesi de aklımdan hiç çıkmadı. Bu da bana yarı obsesif olduğumu da düşündürmedi değil elbette.
Gelgelelim sıra tam da beklediğim gibi oldu ve dün ikinci misafirciliğimize gittik kocacığımla.
Ezgi - Onur çiftinin evini pıt diye bulduk dolayısıyla arabada delirip Murat'ın kafasını bık bık yemeden rahat bir yolculuk geçirdim. E tabii arkadaşlarımın evinden içeriye de pozitif bir adım atmış oldum.
Her misafircilik sürecinde olduğu gibi ilk olarak evi gezdik. Normalde bir kaç değişik mobilyadan oluşan evlerden daha farklı havalar buldum bu evde.
Bir kere damat beyin ilginç bir hobisi var. Kendisi süper kahramanlarla ilgili 'objeleri' biriktiriyor. Obje diyorum çünkü bu herhangi bir çizgiroman da olabiliyor, oyuncaklar da, posterler de.. Daha önceden bildiğim bu durumun eve yansımış hallerini görmek ayrıca şaşırttı beni. Milletin bilmem neden gümüş eşyalarını sergiledikleri büfe kıvamındaki dolapta Onur'un bir dolu süper kahraman oyuncağı var örneğin. Bunlar o kadar güzel korunuyor ki dokunmaya değil bakmaya kıyamıyorsunuz. Zaten o da kıyamıyor belli özenle sergiliyor ama aynı zamanda da saklıyor onları.

Ev turumuz bitip, salona dönüp şaraplarımızı yudumlamaya başlayınca konu ışık hızıyla çocuk meselesine geldi tabii. Tamam tamam gelmedi, ben açtım. Bu aralar bütün ilgim alakam bu meselede çünkü. Onlar yeni evli bir çift biz tecrübeli bir çift olarak bu konuya farklı noktalardan bakmamız gerekiyor elbette; ancak bakış açısı çiftler bazında değil kişiler bazında gelişti.
Murat çocuk isteyen ve düşünen ama hazır olmayan tarafta. Ezgi 'kısmetse bir gün isteyen' ama henüz hazır olmayan tarafta. Ben hem isteyen hem düşünen hem de hazır tarafta.
O sırada Onur'un ne hissettiğini sormak geldi aklıma.
''Tabii sen de hazır hissetmiyor olabilirsin, erkekler öyleymiş zaten çocuk doğunca hazır oluyorlarmış.'' diye sordum bir de, Murat'a yandaş arıyorum ya. Bazen şu bilmiş cümlelerim sonrasında kafamda şişe falan kırmak istiyorum
Onur gayet sakin ve kendinden emin şekilde ''Ben Üniversite dönemimden beri hep hazır hissettim kendimi.'' dedi.
Bir yandan çok hoşuma giden bu cümle beni bir yandan da korkuttu. Hani beni uyutuyorlar aylardır tüm tanıdığım babalar ''Babalık sonradan gelen duygu doğsun hazır hisseder Murat.'' diye. Madem öyle Onur neden hazır arkadaşım? Bu cümleyi bana kuran tüm tanıdıklarımdan yazılı bir beyan istemek üzereydim kendisinden.
Murat'a baktım şöyle bi kenardan. Yavrum masum masum oturuyor. Onun o masum suratını da bir sıkmak istiyorum ki bazen sıka sıka öldürürsün ya öyle işte.. Neyse sakin olalım..
Çocuk konusu bir kaç dakika sonra kapandı düğündü, balayıydı başka başka konulara atladık unuttuk bebeği.
Geceyi hafif kafamız güzel sonlandırıp Murat direksiyon başında ben de uyuyarak döndük eve.

Bu sabah kalktığımta ''Ulan bir problemim vardı benim aklıma takılan.'' diye düşündüğüm anda yanımda yatan bebek isteyen ama hazır olmayan adamı gördüm. Öteki tarafa çevirdim kafayı düşünmeye başladım.
Sonra hızlı bir senaryo canlandı aklımda. Ezgi'yle Onur'un minik bebişi büyüdüğünde ve o mükemmel koleksiyonu gördüğünde itinayla muhafaza edilen oyuncakları ne yapacaklardı? Çocuk ya dolabın kapısını açıp onların hepsiyle oynayıp kafalarını kırarsa? Ya o çizgiromanların üzerine sümükleri akıtırsa?
Gülümsedim...
Konu hazır olmak değildi aslında.
Hepimiz bir gün geldiğinde hazır olmadığımız bir dolu senaryoyu yaşamayacak mıyız zaten?

Dün Geceden Kendime Notlar:

1. Evde sigara içirmiyorlar. Sigara içmek için dışarı çıkman gerek. Bir sigara kullanıcısı olarak bu hareketlerine 10 puan verdim (10 üzerinden verdim o puanı tamam mı?) ve ben de artık evde sigara içirmeyeceğim. Biz de dahil, isteyen dışarıda!
2. Ezgi'nin bütün gün çalıştığını bildiğim için biraz huzursuz gelmiştim kız yorulacak şimdi diye. Mis gibi pizza ısmarladık. Sadece ev sahibinin değil misafirin huzuru için de dışarıdan yemek söylemenin zaman zaman en güzel şey olduğuna inandım.
3. Mutfaklarında mükemmel bir duvar var. Duvarı boyadıkları boya sayesinde o artık bir kara tahta. Gelen tüm misafirler üzerine bir şeyler yazıp çiziyorlar. Ezgi'den fikri çalmak için onayı aldım, çok mutlu oldum. Aşağıda da paylaşırım resmini hiç acımam.






















Hiç yorum yok: