13 Ağustos 2012 Pazartesi

Kimin telefonu? Kimin evi?



Evlendikten kısa süre sonra tamam bir gün sonra farklı konu başlıklı bunalımlarım başladı. Düğünün bitmiş olma bunalımı sadece bunlardan biriyken en büyük problemim annem, babam ve kardeşimle yaşadığım evden taşınmak oldu. Balayına çıkmadan bir gün önce yeni evime ilk defa sadece kocamla girdiğimde orası benim evim değilmiş gibi hissettim ve daha da kötüsü bu duygunun büyüyerek devam edeceğine inandırdım kendimi.
Beni destekler nitelikte olayları da bir gecede üst üste yaşamaya başladım tabii.. Tabak bulmak için elimi attığım dolaptan bardaklar çıktı, bardakları ararken satın alındığını bile bilmediğim buz kalıplarını buldum. Hangi örtünün masaya serilmesi gerektiğini bilemedim, o örtü serilmeden önce masayı silebileceğim bezin hangi çekmecede olduğu da..
Daraldım.
Nefes alamadım.
Saçmaladım.
Neşeli bıdır bıdır o kız gitti de yerine konuşmayı sevmeyi bırakın konuşmayı bilmeyen asosyal bir tip geldi. E tabii sosyalleşebileceğim tek kişi de Murat olduğu için bir gecede sessiz bir ev oldu bizim ev.
İşin kötüsü kocam da benden farklı bir davranış sergileyemedi. Yaptığım ilk yemeğe değişik bir çıkarım yapmayın makarna pişirdim tabii anormal mutluluk tepkileri gösterip ''Neden garip davranıyor bu adam yaaa?'' diye düşünmeme sebep oldu.
Neyse ki gece valizlerin son hallerine getirilmesiyle sonlandı ve sabaha karşı kendimizi kurtarır gibi attık evden dışarıya, balayına doğru yola çıktık.
Balayı yolunda yine eski biz oluverdik. Susmadan konuşup şen şakrak davranan ben geri döndüm yine. Her şeye dünyanın en mutlu insanı gibi davranmayıp aralarda kafamı şişirmeyi seven kocam da geri geldi. Hayatımda ilk kez söylendiği tüm detayları daha çok sevdim o yolculukta!

Bir haftalık balayını da çoğunlukla bu ruh haliyle bitirerek yine evimize döndük.
Bu sefer daha kolaydı eve gelmek. Biraz daha tanıdıktı her şey. Daha alışılabilirdi..
Alışmaya başladığım ve biraz daha ben gibi olduğum o gecelerden birinde, televizyon başında vakit öldürürken, telefon çalmaya başladı. Melodi benim telefonuma ait olmadığı için Murat'ın telefonunu açmasını bekledim. Onun yerine de ''Seziiiin telefona bak!'' sesiyle irkildim!
O anda bizim evimizin de bir telefonu olduğu gerçeği dank etti kafamda.
Burası yaşanılan bir yerdi. Öyle bir hafta kalıp gitmeyecektik bu evden.
O evin telefonu çalacaktı zır zır.
O evin telefonuna da ben bakacaktım.
Benim evimdi çünkü.. Benim telefonumdu.. Arayan da elbet benim tanıdığım biriydi..
İşte bu telefonun ilk kez çalışıydı benim artık kendimi evimde hissetmemi sağlayan.
Teknolojiyi bir kere daha takdir ettim şüphesiz...
Arayan Turktelekomdu o ayrı..



1 sene sonra tekrar hatırlamak..

Yukarıda anlattığım yarı duygusal yarı komik olayı sizlerle paylaşmaya dün karar verdim. Annemin tatilden dönmesinin ardından dün Murat'ı önüme kattım tası tarağı toplayıp pazar günümü annem-babam ve kardeşimle geçirmek için yola çıktım. Eve ilk adım attığım andan itibaren ''Burası benim de evim!'' tavırlarım başladı tabii.. Sanki hiç gitmemişim gibi 'benim koltuğum', 'benim sandalyem', 'benim odam' triplerimi de sonuna kadar yaptım yine.
Yemek hazırlığı sırasında zır zır çalan telefonun ev telefonu olduğunu da 1 sene önce yaşadığım telefon çalışının aksine hemen anladım tabii.. Annem meşgul olduğu için önümdeki telefonu almak da bana düştü. Elimde telefon salona koşturdum hemen. ''Baba telefonunuz çalıyor'' diye eline tutuşturmaya çalıştım. ''Berk'i arıyorlardır o baksın.'' dedi babam. Berk ''Hiç bakamam.'' diye itiraz etti.
On defa çalan telefon benim elimde, babamla Berkin ''Sen bak ben bakayım'' davası arasında afallamış şekilde kalakaldım.
Neden sonra anlık şekilde aklıma geldi evlenmeden önce en çok benim kullandığım bu telefonu açabileceğim.
Karşımda tanıdığım bir ses vardı neyse de gecemi bunalımla bitirmedim.

Her evde mutlaka bir telefon çalar.
Geçici bir süre bulunduğunuz o evde telefona siz de bakabiliyorsanız kendinizi ''Evinizde hissediyorsunuz.'' demektir.
Ancak o telefon çaldığında kimseye götürmeden ilk seferde açabildiğiniz tek yer kendi evinizdir.












Hiç yorum yok: