23 Ağustos 2012 Perşembe

Yirmi Dokuz Sene Sonra...



Küçükken dalıp dalıp annemle babamı izlediğimi hatırlarım. Küçücük şeylerdi izlediklerim. Ne bileyim birinin diğerine verdiği ufak bir öpücük, kaçamak el tutuşmaları, elini daha yeni yıkamış babamın anneme bir kaç damla su atması ve sonrasında çıkan büyük bir su savaşı...
Aşkı izlerdim yani, biraz içlerindeki çocukluğu biraz da yetişkinliği...
Aynı senelerde annemle babam baş başa bir yere gittiklerinde de içten içe mest olurdum. Öyle ''Beni de alsalardı yiahhh'' diye düşünmezdim. Sanırım bunun sebebi o zamanki arkadaşlarımdan birinin ailevi durumuydu. Anne ve babası boşanmıştı arkadaşımın. Bir gün bir okul gösterisinde ''Babalar ve kızlarını da sahneye bekliyoruz şimdi.'' diye mikrofondan anons yapılmış, o arkadaşım pistin ortasında kalakalmıştı. Annesiyle babası aynı ortamda çocukları için bile bulunamıyordu belli ki. Babam benimle iki dakika dans ettikten sonra o kızın elinden yakalayıp beş dakika da onunla dans etmişti. Sonrasında hepimiz aynı pistte eğlenirken ne kadar şanslı olduğumu düşünmüştüm. Daha da anaokulundaydım ha öyle çok derin bir bilinç falan yoktu hislerimde. Ne çocukmuşum be!
Yıllar geçti ama ben annemle babam arasındaki ilişkiyi takip etmeyi hiç atlamadım. Beynime sahneler kazıdım hep. Tekne tutkusu olan babam Cumartesi sabahları erkenden teknesine giderdi örneğin. Sabah uyandığımda babam evde olmazdı belki ama aynanın üzerinde annemin el yazısıyla ''İyi Seyirler!'' notunu görürdüm.O anda kendimi güvende hissederdim ; çünkü bilirdim ki babamın bir kaç saat kendi sevdiği bir şeyle, annem yanında olmadan, ilgilenmesi sıkmazdı annemin canını. Tam aksine annem cesaretlendirirdi babamı. Belki de bu sayede babam da o gün olduğu adam haline gelmişti. Bir gün kendisiyle ilgili bir şey yaparsa ertesi gün mutlaka annemi,beni ve Berki dahil edeceği bir program yapardı. Ailecek çok güzel hafta sonlarımız olurdu bizim.
Bunların arasında hiç mi tartışmazlardı, arada sesler hiç mi yükselmezdi? Tabii ki yükselirdi. Ama farklı bir iletişimi vardı ikisinin.
Zaman zaman ''Araları bozuk bana fırsat çıktı.'' diye düşünen genç kız beynimle ''Anne ben hafta sonu arkadaşıma gidebilir miyim? Babam hayır dedi, gıcık etti beni!'' derdim bir çırpıda.
Annem gözlerinden bir kaç parça ateş saçarak dönerdi bana: ''Babanla ilgili öyle bir laf dediğini duymayayım! Ne dediyse o! ''Gıcık'' diyor bir de babasına! Senin baban dünyanın en iyi babası kızım.'' der, beni yerin dibine sokardı.  Bu tavrın aynısı babamda da vardı ki şimdi anımsayınca belki de baştan beri anlaşmaları buydu diye düşündürüyor insana. İkisinin bize karşı hep aynı fikirde ilerlemeleri, bir birlerini asla hiçe saymamaları tesadüf olamaz değil mi?
Bir kaç yıl daha ileri saydığımızda da bu yıllara geliyoruz. Bana kalırsa annem ve babam ilişkilerindeki en zorlu sınavı aslında tam da bu sene veriyorlar. Kızları artık başka bir evde yaşıyor, oğulları üniversitede kalıyor. Hafta sonu buluşulan aile yemekleri dışında onlar yalnız artık... Yıllardır anne babayken sil baştan karı koca olmayı öğreniyorlar.
Bazen düşünüyorum:
Acaba hala bir birlerine su atıyorlar mıdır?
Acaba hala annem not bırakıyor mudur aynaya?
Acaba babam hala şöyle bir içten sarılıyor mudur anneme?
Bunun cevabını ben bilmiyorum.
Bildiğim tek şey sorduğum soruların cevabı ne olursa olsun, onların senelerdir kurdukları güzel iletişim ve yaşadıkları tatlı ilişki sayesinde ben de bugün Murat'la olan ilişkime sahibim.
Onları bende yaşatabiliyorum her gün uyandığımda.
Annesi babası kötü bir ilişkiye sahip birinin hayatında kurduğu ilişkiler üzerine bir yazı yazacak kadar bilgim yok. Ama benim mutluluk ve aşkla geçen bir ömrün, bir çocuğun gözüne yansıdığında bıraktığı güzel izlerle ilgili bir dolu kanıtım var.
Murat bir futbol tutkunu diye her hafta ellerimizde biralar ''Hayt huyt.'' diye bağırarak izlediğimiz maçlar, elimi yıkadıktan sonra avuçlarımda kalan üç beş damla suyu fırlatmak için evde dört dönüp kocamı aramam aşkın en güzel kanıtı değil mi?

Üniversite yemekhanesinde bir kız. Yeşil gözlü... O kadar yeşil ki, uzaktaki esmer bakışlı adamın gözüne çarpmış bir kere. Adam geliyor diyor ki ''Gözlerinizin çok güzel olduğunu kimse söyledi mi size?''.
''Evet.'' diyor kız.
''Hep söylerler...''.
O yeşil gözleri devirip dönüyor önüne.  
Hikaye burada bitiyor diye korkmayın! Yirmi dokuz sene geçmesine rağmen daha yeni yeni başlıyor o hikaye...

Evlilik yıl dönümünüz kutlu olsun!


Not: Anne bugün toplantım var, gözünü seveyim ağlayarak arama.



Hiç yorum yok: