10 Ağustos 2012 Cuma

Yuvarlak Rakam Olsa?


Evlendikten sonrayı anlatan ''Soğan Kokulu Ellerden Öpmek'' konulu biraz tiksindirici hikayemden sonra az biraz başa dönmek isterim.
Önce kocamla ilişkimizin başlangıcını anlatayım en iyisi.
Sürekli kocam kocam diye de bahsedip durmiyim adamdan.
Bir ismi var kendisinin elbette


Nisan ayının ortalarında çok güzel bir hava.
Bir köşk bahçesi.
Elimde bir şişe bira, biranın markasının yazılı olduğu kağıt parçasını yırtıp yırtıp önüme atıyorum. Karşımdaki çocuğa heyecanımla ilgili hiç bir açık vermek istemiyorum. Güçlü bir kadınım ben çünkü.. Öyle aşık olup ilk adımı ben atamam hiç bir zaman. Sadece yolunu yaparım. Seçeneklerini söylerim o da fikrini söyler, teklifini yapar.
Ama bu sefer farklı işte.
İçimde o kadar garip bir his var ki..
Karşımdaki bu çocuğun koyu renk gözleri falan değil olay. Öyle içinde kaybolmuyorum gözlerinin. Ama farklı bakıyor işte.!
Sanki bir adım atsam cebinden bir kağıt parçası çıkaracak ''bak önümüzdeki on senenin programı burada'' diyecek. ''Bak sene 2011'de biz bu tarihte bunları bunları konuşuyoruz'' diyecek..
Adı Murat.
Çok uzun boylu. Aslında herkes bana göre uzun boylu minicik bir kızım zaten ben. Ama bu çocuk gerçekten uzun. Bir de duruşundan mıdır nedir boyu 1,60 olsa ben yine küçücük kalacağım yanında. Gözleri koyu bir renk. Saçları gibi..
Ah o saçları yok mu! Her an vazgeçebilirim içimdekileri söylemekten. Arkaya doğru yapıştırıyor saçlarını bir garip görünüyor. Hiç sevmem. Yoksa bu çocukta o saç şekli de mi iyi görünüyor? Hayır hayır.. Bazı şeylerden asla taviz veremem!
Burnu çok düzgün benimki gibi. İnsan düşünmeden yapamıyor bu çocuğun düzgün burnu babasından mı miras annesinden mi? Acaba onun çocuğunun burnu da böyle düzgün olur mu? E evleneceği kıza bağlı olur elbet. Bana neyse evleneceği kızdan! Gören de evlenilecek adam arıyorum sanır. Daha çok erken..
Elleri kocaman. Aslında kısa parmakları var ama böyle garip bir el yapısı. Daha önce hiç kimsede görmediğim bir şekilde elleri. Yüzük taksa ne komik olur!
Bir de şu boğazlı kazaklarından kurtulsa.. Nisan ayı gelmiş hala bir boğazlı var üstünde.
O saçlarla bir araya da geldi mi al sana şölen!
Acaba ona yakışıyor mu?
Hayır.
Bundan da taviz veremem.
''Bahar da geldi.'' diyorum. Sesim bir garip geliyor kulağıma. Kendine güvenen bir tonda konuştum aslında ama sanki abarttım biraz. Bile bile bu tonu seçtiğimi anlaması an meselesi.
''Bahar geldi.. İnsanın içi kıpır kıpır oluyor bu aylarda.''
'' Bravo! '' diyor bana içimdeki ses.
''Bir kedi olsan ancak bu cümleyi kurabilirdin.''
''Ben de önüme çıkan fırsatları değerlendirmek istiyorum. Ama bunları değerlendirmeden önce soru işaretlerimi cevaplamak istiyorum.''  Yine saçma bir söz yine sözün çıktığı adres benim tabi ki.
Soru işaretleriyle gözüme bakıyor. Zaten bütün gün boyunca erteledi bu konuşmayı yapmamı. Sürekli yeni bir konu açtı. Şimdi de öyle bir bakıyor ki 'neden beni bu duruma düşürdün?' demeye çalışıyor sanki.
''Yanlış anlama. Benim aklımda bir şey yok ama insanlar o kadar baskı yapmaya başladılar ki seninle ilgili ben de bunu sana sormak istedim acaba benim anlamadığım bir şeyler mi oluyor aramızda? Ama dediğim gibi yanlış anlama. Ben insanlar söyleyince sana da sormak istedim.''
Susuyor.
Belki on saniye susuyor sadece ama bana on saat gibi geliyor.
''Farkındayım'' diyor.
''Ben de sana karşı bir şeyler hissediyorum. Ama şu anda bunu yapmak ne kadar doğru olur?''
Kalbim ağzımda atıyor sanki.
 ''Tam yoğun bir dönemdeyiz, arkadaş grubumuz ne der? Senin eski erkek arkadaşın da benim arkadaşım biliyorsun.''
Bu konunun gündeme geleceğini o kadar iyi biliyordum ki!
Bok var zaten çıktım o çocukla!
''Peki..'' diyorum.
Akşam eve gidiyorum.
Oda telefonum çalıyor.
Mümkün mü?
O arıyor.
Diyor ki ''Bugün ayın 19'u. Ben ara rakamları sevmem. Çıkmaya başladığımız tarihi 20'si saysak yuvarlak rakam olsa olur mu?''
''Olmaz'' diyorum.
''19'zuysa.. 19'u.''



Hiç yorum yok: