11 Eylül 2012 Salı

Destek Koca...Köstek Koca...


Blog yazmaya başladığımdan beri çevreden güzel tepkiler alıyorum. Cesaretlendirici mesajlar, beni yönlendiren fikir paylaşımları... Bunlar beni çok mutlu ediyor. Her gün yeni bir arkadaşımın daha yazılarımın takip ettiğini öğreniyorum. Tüm bu güzelliklerin yanında ''Yazılarımı takip et'' diye yalvardığım ve bariz şekilde ''Hayır'' yanıtı aldığım bir kişi var.
O kişi benim kocam!
Geçtiğimiz sene bir kitap yazmaya başladım. Evlilik öncesini, düğün hazırlıklarını anlattığım kitabın her bir bölümü bittiğinde akşam aldım Murat'ı karşıma okudum durdum. Aralarda güldü, aralarda eleştirdi, hatta eski erkek arkadaşımı anlattığım bölüme bile tepki göstermedi!
 ''Yazıyorsan bunu da yazacaksın elbette.'' diyip noktayı koydu. Destek veren bu koca imajından oldukça etkilendim.
Ancak kitap iyice şekillenmeye başladıktan sonra da eski ilgisini kaybetti. Okumak istediğim bölümleri dinlememek için bir şekilde geçiştirdi beni, ben de mücadele etmedim çok fazla.
Aynı umursamaz tavrı beni heyecanlandıran bloguma karşı da gösterdiği bu günlerde bu konuyu oldukça fazla düşünür oldum.
Bir kaç hafta önce bahçede oturup keyifli keyifli yemeğimizi yerken heyecanlı şekilde ''Bugün şu hikayemi şu kadar kişi okumuş'' diye anlatıyordum.
 ''Bak bunlar yorumlar.''
Önce bir durdu sonra baktı yüzüme ''Yorum yapanlar arkadaşların seni desteklemek için yazıyor olmasınlar bir tek?'' dedi.
Al suratına geçir tabağı diyeceğim çok şiddetli olacak o yüzden sıkıştır yanağını diyerek atlatıyorum bu muhabbeti.
Sonraki gün ''Sen niye böyle bir şey açmıştın bu arada?'' diye sordu durup dururken.
''Böyle bir şey dediğinin adı BLOG, ona da yazan senin EŞİN!'' demedim onun yerine suratımı düşürdüm.
Attığım triplerin anlaşılmamasından sonra taktik değişikliğine gitmem gerektiğini anladım ve mücadele etmeye karar verdim Murat'la!
 ''Ben sana bu olayı neden yaptığımı anlatacağım sen de dinleyeceksin. Her gün yazdığım yazıları da okuyacağım onları da dinleyeceksin.'' deyip kendisini okuma zahmetinden de kurtarmayı hedefledim. Başladım yazılarımdan sonuncusunu okumaya... Daha ikinci cümlede bahçenin kenarında otları kemiren Alex'i gördü Murat ''Yapma. Höyt. Heyt.'' dedi. Bu sefer tabak falan değil koca tencereyi fırlatasım geldi buna da burnunu sıkmak diyelim biz.. Bıraktım elimdeki telefonu sessiz bir şekilde  ''Ne halin varsa...'' dedim. Hemen abartan, yüz asan taraf oldum tabii... Ulan dedim inat mı inat yüzümü de asmayacağım bu sefer, kelime kelime okuyacağım bu adam da dinleyecek beni! Tekrar açtım yazımı okumaya başladım. Arada bir iki sefer güldü, bir kere daha Alex'i azarladı, azarlarken de yazdığım yazının sonunu anlamadı.
Beni bu sırada fena düşünceler çevreledi.
Başarılı bir iş yapıyorum ve Murat desteklemiyor hisleriyle donandım bir anda. ''Başarımdan mı ürktün sen ya?'' dedim. Epey bir güldü bu soruma. Onun gülmesi beni iyice sinirlendirdi tabii..
İçimde büyüyen canavarı susturmam gerektiğini anlayıp canavardan hızlı davrandım neyse ki ve geceyi akışına bırakmaya karar verdim.
Konular değişti, benim hıncım ve hırsım geçti.
Sonra alakasız bir anda ''Röportaj falan olayı bana göre değil ha, öyle TV falan istemem. Ünlü münlü olursun...'' dedi adam. Güleyim mi ağlayayım mı ne tepki vereyim bilemedim. Hemen arkasından da ''Bir gün yazacak bir şey bulamadığında moralin çok bozulur senin, sen öyle şeylere gelemezsin üzülürsün.'' diye de tamamladı sözlerini.
O anda burnunu ve yanağını cidden sıkasım geldi işte! Bu sefer o vahşi tarafla değil ama uysal kedi gibi pati pati...
Kocamın başarımdan değil, başarısız olup üzülme ihtimalimden korkuyor olması onun bana verdiği değeri bir kere daha anlamamı sağladı.
Bu arada bu adam bir kaç ay önce yazdığım kitabı bitirdiğimde de ''Şimdi çıkacak D&R'larda, çok satmayacak üzüleceksin.'' demişti...

Not: Bir gün ünlü olursam kesinlikle TV'ye çıkarım, deli röportaj veririm, kocaman kahkahalar falan atarım.
Ünlü olmuşum bir kere kim dinler Murat'ı?


2 yorum:

Adsız dedi ki...

Kuşum ben Ezgi :) geçen Merveler geldi bana biliyosun çocukluk arkadaşım , Ezgi Sezinin blogunun bagımlısı oldum ya falan diye ballandıra ballandıra yazılarını ne kadar begendiğini anlattı .O senin direk bir arkadaşın değil , blogunu okumak zorundada hissetmiyordur eminim kendisini :) Çok begeniyolar yani sadece yakınların olan bizler değil bi erkek olarak Onur bile begendi ya , hiç bişeyi begenmeyen adam ötesi var mı ? :) öpüyorum seni kuşum hemde kocaman kocaman :)

Evli_barklı dedi ki...

ama ama ben çok seviniyorum böyle şeyler duyunca :)
bu denememle birlikte insanın iyi,kötü gün dostu dışında ''başarının arkasında kapı gibi duran'' diye bir dost çeşidi olduğunu da öğrendim.
İyi ki varsın! :)