17 Eylül 2012 Pazartesi

Para...Para...Para...


Evlendikten sonra ilişkide oluşabilecek en yıkıcı, kavga çıkarılmaya en yatkın, en problemli konu bana kalırsa 'PARA!'.
Evet yanlış duymadınız!  
Tamamen maddiyat içerikli, hiç bir duygusal boyutu olmayan bu konu evlendikten sonra hayatınız ortasına bir bomba etkisiyle düşüyor. Öyle odayı dağınık bırakmışsın, yemeğini bitirdikten sonra tabağını bulaşık makinasına koymamışsın konularıyla çıkan tartışmaların etkisi, para konusunun yanında solda sıfır kalıyor.
Bu para bizi çıkarken neden bu kadar sarsmıyor da evlendikten sonra bu kadar konuşulan bir konu haline geliyor, gelin anlatayım...
Hayatta en fazla parayı en düşünmeden harcadığınız zaman kesinlikle düğün hazırlık dönemi! Daha önceden vitrinde yıllarca izlediğiniz ve fiyatı üç yüz lira olduğu için kesinlikle almadığınız o ayakkabı var ya? Heh! O ayakkabının parası düğün hazırlık döneminizde kolaylıkla gözden çıkarılacak bir miktara dönüşüyor gözünüzde. İki yüz üç yüz lira lafı bile edilmeyecek bir para haline geliyor. Zaten artık parayı rakamlarla değil, düğün masasını süsleyecek suplanızın güzelliğiyle, elinizde tutacağınız bukette kullanılan çiçek cinsiyle, gelin makyajınızı yapan ellerin kıymetiyle ölçer bir hale geliyorsunuz. Tabii bu parayı harcamak insanı sarhoş etmeye de başlıyor. Şunu da yapalım, aman bu da eksik kalmasın derken ufak bir Paris Hilton kıvamında yaşamaya başlıyorsunuz! Her düğün böyle değildir, her gelin bu kadar detaylı düşünmez de demeyin! Herkes kendi bütçesi dahilinde bir sınırın dışına çıkıyor sonuçta. Çırağan da düğün yapanı da bütçeyi yüzde bilmem ne kadar zorluyor, sadece nikah yapanı da...
Ev bulma, evin içine eşyalar alma döneminde de aynı durumlar yaşanıyor. Tüm çiftler yapabileceklerinin en güzelini istiyor, oradan bulup buradan buluşturarak bu süreci de hallediyorlar bir şekilde. Evliliğin 'e' sini düşünmediğimiz, dolayısıyla bir evin mobilyasının ne kadar olduğundan bihaber olduğumuz günlerde 'OHA!' diyebileceğimiz eşya fiyatları ''Aman canım bir kere evleneceğim, en güzeli olsun!'' tepkisine sürüklüyor bizleri.
Bu 'bir kere'ler de son bulmuyor bir türlü. Bir kere giyilecek gelinlik, bir kere çıkılacak balayı, balayına giderken bir kere alınacak uçak biletleri... Liste oldukça uzun yani.
Tabii bir süre sonra bu Sinderella masalı sona eriyor ve kocanızın kolunda tıpış tıpış evinize dönüyorsunuz.
İşte benim anlatacağım kül kedisi hikayesi de bundan sonra başlıyor.
Anneler dolapları çoktan doldurmuş olsa da orası artık yaşanılan bir ev ve insanların size yaptıkları ciciliklerin ömrünün tükenmesine sadece bir kaç gün olduğunu biliyorsunuz. Dolayısıyla hayatınızı devam ettirmek için ihtiyaç duyacağınız her şeyi dolabınıza doldurmak için balayı sonrası bir market ziyaretiniz oluyor hemen. Yağdı, undu, süttü, makarnaydı, pirinçti derken bir değil iki arabalık alışveriş yapıyorsunuz. Kasaya gittiğinizde kasiyerin yarı somurtkan ifadesiyle söylediği miktar dudağınızı uçuklatıyor ama buna da ''İlk defa...'' diyorsunuz.
Artık ''Bir kere...''lerden ''İlk defa...''lara geçmiş bir çift olarak ta ilk bir iki ay çok umursamıyorsunuz bu durumu.
İlk defa kira ödüyoruz...
İlk defa aidat geldi...
İlk misafirlerimiz...
Evimizde ilk romantik yemeğimiz...
Evlendikten sonra dışarıdaki ilk romantik yemeğimiz...
İlk alışverişimiz...
Bu bir iki aylık sürecin sonu geldiğinde ve siz artık ''Nolcak yaaa millet nasıl geçinemiyor? Biz para arttırır onları da dans ederken bir birimiz alnına yapıştırırız!'' modundan çıkıp ''Böyle planlamamıştık lan bir sıkıntı var!'' noktasına geçiş yapıyorsunuz.
İşte bu geçiş çok sancılı ve çok 'sakat'. Bu noktada harcamalar için bir birinizi suçlamaya başlarsanız ''Para için ilk kavgalarımız...''konseptine de hazır olmanız gerekiyor.
Şu anda çok düşülmeyecek gibi görünen bu tuzak aslında her beş gençten dördünün hayatında yaşanıyor bana kalırsa.
Sadece bir taraf çalıştığı takdirde bu sürecin çok daha sancılı olacağına eminim. Eğer iki taraf ta çalışıyorsa o zaman taraflar eşit oluyor ve dolayısıyla suçlamalar sonrasında 'Çok alındım' oranı da azalıyor. Ancak yine de bu kavgaların yaşanmasına da engel olmuyor .
''Şu elektriği tasarruflu kullanalım lütfen...'' derken 'biz' cümlesinin altındaki 'sen'i anlamanın bir kadın için zor olmadığı gibi, ''Arabamızın boyası da gayet iyiydi, sen biraz çabuk davrandın bence arabayı yeniden boyatarak'' derken 'arabana yaptığın masraf ta maşallah' lafını anlamak ea bir erkek için zor olmuyor.
''Ne çok ayakkabın varmış. Ne güzel ne güzel...Yeni bir tane aldığına göre bunları giymeyeceksin sanırım artık?''
''Uzaktan kumandalı oyuncak mı aldın? Kendine mi aldın? Ben de komşunun oğluna sanmıştım hehe..''
''Senin geçen sene bir dolu kışlık elbisen vardı, onları yeni almamış mıydın sen?''
''Playstation için band hero mu aldın? Ayol evde iki kişi değil miydik biz? Arkadaşların gelir oynarız tabii,  kırk yılda bir..''

Aslında baktığınızda iki tarafta da çok büyük suçlar aramamak gerek bu süreçte. Baba evinin rahatlığı dolayısıyla kendi kazandığının cebinde kalmasına alışmış bir kadından ve cebindeki parayı hayati ihtiyaçlardan ziyade sevdiği kadını mutlu etmek, onunla kaliteli zaman geçirmek için harcayan bir adamdan bahsediyoruz sonuçta. E bir de düğün hazırlık döneminde aylarca tedirgin ama fazla para harcamaya alışmış ikisi de. Bu eşekten düşmüş hissini yaşamayı onlara fazla görmemek gerek yani.
Verdiğim örneklerden elbette anladınız, ben de bu sevimsiz 'para'konusunu evliliğimin için de ufak kavgalarla yaşayan o insanlardanım. Biz de beş çiftten biri olmayı başaramadık bu konuda. Gerçi bizim tatsızlığımız ay sonunda eksilere düştüğümüz için değil, tedbiri seven insanlar olarak kenara para atamadığımız için ortaya çıkıyor.İkimiz de geriliyoruz bazen, ikimiz de diğer tarafı fazla harcamaları için suçlamak istiyoruz.
Böyle zamanlarda ,kocama çok kızdığımda, evlilik yıl dönümünde yaptığı tatlı jest geliyor aklıma..
''Murat bu ay dikkat edelim demiştik çok büyük bir kutlama oldu bu.'' dedim suçlu suçlu...
Tatlı tatlı süzdü beni ve ''Bir kere ilk evlenme yıl dönümü olur insanın.'' dedi.
O anda Murat'a hayran hayran bakarken anladım paranın bir gün bitebileceğini bizim ilk ve teklerimizinse asla bitmeyeceğini...

İlk ve teklerinizi hep coşkuyla yaşamanız dileğiyle...

Not: Bu ay kredi kartı borcumu Murat'a açıklamadan hemen önce bu tatlı, sevgi dolu, masum yazıyı ona okumam şart!

1 yorum:

-G- dedi ki...

Sanrim biz su an para sorunu ewresine giremedik:) kiralar aidatlar odendi ama lanet olsun ki apple tv mz yok iphone 5 imiz yok e bnde tek karisiyim noolck bu durumn sonu bilemiyorum:) ama bnce hersei zamaninda yasamak lazim:) Gerci kenara para atma konusunda iddaliyim bakalim neler olucak:) Yaz sezin yaz Okuyorum ben hahaha:)