25 Eylül 2012 Salı

Pasaklı Kızımın Pasaklı Odası...


''Çok pasaklısın vallahi..''
Annem gençliğim boyunca bu cümlenin farklı versiyonlarıyla hemen hemen her gün odamın kapısında belirirdi.
''Of anne yiahhh'' deyince biraz daha sinirlenerek 'pasaklı' tanımını örneklerle anlatmaya başlardı bir de.
Açıkçası çok kafaya takmazdım. Hani öyle ''Annem bana pasaklı dedi böhüüüüü..'' diye bir durumum olmadı hiç.
''Tamam ya toplıcam işte.''deyip geçiştirdim hep.
Kelime anlamıyla 'pis ve dağınık' olan ''Pasaklı'' kelimesinin pis kısmını kesinlikle kabul etmemekle birlikte 'dağınık' kısmının bana tamamen uyduğu konusunda bugün anneme hak veriyorum.

Bugün elimizi vicdanımıza koyma günüdür kızlar!

Tanıdığım kız arkadaşlarımın çok büyük bir bölümü de benim gibi dağınıktı her zaman. Tanımadığım çoğunluğunda dağınık olduğunu tahmin edebiliyorum. Herhalde kandır çeker boktur kokar vaziyeti bir durum yok ortada, sadece benim arkadaşlarım dağınık olamaz değil mi?
Gıcır gıcır model arabalarını parfümlerinin yanındaki rafa dizen erkeklerle karşılaştırdığınızda bizler çoğunlukla sandalye üstü sütyen modunda bir gençlik yaşadık. Raflarda parfümlerimizin yanında on beş adet makyaj malzemesi sıralandı. Çok para da verdik o malzemelere ama düzgün kullanmadık işte. Bir de takı tukularımız her yerdeydi tabii.. Kolyesini masaya gelişi güzel attı diye o düğümü çözmek için günlerce uğraşan bir çok kız tanırım!  Benim o kız ya :(
Bunların hepsi gençlik dönemlerimizde kaldı tabii.. Şimdi büyüdük, evlendik. Dolayısıyla bir arada yaşama durumuna geçme, ortama ve duruma ayak uydurmaya çalışma zamanımız geldi.
Evlendikten sonra annem evime geldiğimde inanamadı! Bildiğiniz gözleri yuvalarından fırladı kadıncağızın. Öyle pasaklı falan olduğum için değil, o halime zaten alışık neden fırlatsın gözleri... Annem düzenliliğim konusunda hayrete düştü. Evimin bakımlı olması, dolabımın düzenli olması takdiri hak etti. Tabii kendini tutamayıp ''Bizim evde nasıldın? Vay beee..'' diyerek ufak bir gönderme de yaptı. Yeminle de hakkıdır. Kadın 25 sene boyunca arkamı toplamış, bana yalvarmış odamı toplamam için. 25 sene bir odayı toplayamamışım da şimdi kaç odayı topluyorum. Ayıp değil mi?
Annemin bu takdirine ''hihihiih öyle oldum ben ya.'' tarzı ufak bir gurur duygusuyla karşılık verdim. Sonra da her yerde anlattım ''Annem evimi gördü çok şaşırdı. Düzenliyim ya ben ondandır. Çok düzenliyim bu arada söylemiş miydim?'' şekilde kendi pazarlamamı yapmaya başladım. Sanki düzenliyim diye eve gündeliğe çağıracaklar.
Neyse...
Ben kendimle bu şekilde gurur duyarken sürecin benim için zor olan tarafları yavaş yavaş kendini gösterdi ve Murat'ın memnuniyetsiz cümleleri başladı.
''Ya bu çantaların belli bir yeri var mı?''
''Onunla silersen iz kalabilir mi acaba?''
''Onu oraya koyarsan tozlanır mı sence?''
Bir baktım cümleleri doğrudan kurmayıp bana dolaylı yoldan gönderme yapan saçma bir karakter gelişiyor evin içinde.
Önce ''Sen ne demeye çalışıyorsun bana? Ben bu eve bakamıyor muyum yani? Ühüüüüüüü''  şeklinde duygusal bir buhran geçirmeye çalıştım. Bu taktik tutmadı tabii.. Daha önceden istediğim zaman ağlayabildiğimi sizlere söylemiştim değil mi? Hah işte ! Bir ilişkide sekiz seneyi devirince karşınızdaki adama sökmüyor o göz yaşları.
Sonra ''Ev gayet iyi durumda. İki üç küçük detaya takılacaksan işimiz var seninle! Ben de çalışıyorum biliyorsun değil mi?'' cümleleriyle karşı atağa geçtim. Feminist karakterin kavgalarda oldukça etkili olduğunu düşünüyordum, yanılmışım. Adam da çalışıyor sonuçta ama elinden viledayı da düşürmüyor.O da bu durumun farkında olduğu için söylenmeyi bırakmadı tabii..
Neyse geldik bir kaç hafta önceye...
Yatakta Murat'ın yattığı tarafta bir çanta dolusu kağıt, kitap vs vs var. Hiç biri bir biriyle ilgili objeler değil. Kısaca anlatmak gerekirse elime ne geçerse çantanın içine doldurmuşum. Adam aylardır rica ediyor şunları ayıklayıp atar mısın? diye. Benim de zamanım olmuyor, unutuyorum, ya da aklıma geliyor ''Salla yaaa...'' deyip dizilerimi izlemeye gidiyorum.
Bir kaç hafta önce Murat tam anlamıyla isyan etti!
''Sezin çok çok rica ediyorum. Allah rızası için. Nolur! Noooolur kaldır şu çantaları.'' diye.
Ben de o sırada abuk abuk yatağın üzerinde debeleniyorum ''Çok sıcak lan nasıl uyuyacağız.'' diye, o derece işsiz güçsüzüm yani..
Baktım uzun uzun benim adama.
''Tamam ya toplicam işte.'' dedim.
Üstüne bir de bastım kahkahayı.
Bildiğin o kadar takmadım, o kadar dokunmadı ki bana!
İster düzensizsin desin, ister isyan etsin... O benim yirmi beş sene boyunca annemin uğraşmak zorunda kaldığı düzensiz hallerimi gördü mü?
Şükretsin dolapta yemeği, çekmecede donu var!
Anladım ki ben gizli köşelerde hala o pasaklı kızım işte! Herkese her şeye inat...
İtirazı olan?

Not: Annem bu yazının üzerine evime geldiği gibi o çantayı kaldırmazsa ben de Sezin değilim. Teşekkürler Anne!

Hiç yorum yok: