27 Aralık 2012 Perşembe

2013'e Yeni Bir Ben Lazım!



Her yeni seneye başlarken tek dileğim o yeni seneye yanımda -veya en kötüsü bir telefon uzakta- sevdiklerimle girebilmektir.
İkinci dileğimde yeni yıla girişimin sıkıcı bir akşamdan ibaret olmamasıdır.
Evet bu kadar basittir dileklerim.
Sevdiklerimle girebilme temennim malum, ben de herkes gibi insanım. Belki her insana göre biraz daha sevme ve sevilme ihtiyacı duyan bir insanım o yüzden öyle özel zamanlarda çevremde alakasız insanlar istemem.
Diğer sebebe gelince, bana göre bir yıla nasıl girersen öyle gidiyor. Evet cidden buna inananlardanım ben. Bu yüzdendir ki sıkıcı bir gece hep korkutur beni.
Aslında bakıldığında yılbaşı gecelerinde eğlenme oranın sarhoş olmaklada alakalıdır biraz. Ne kadar eğlenirsen o kadar içersin, ne kadar içersen o kadar daha eğlenceli olur bu özel gece. Bir de içtikçe 'genç' hissedersin kendini ki yeni bir seneye girerken genç hissetmek gerçekten de çok önemlidir! Doğum günü gibi zamanlarda önceden hazırlarsın kendini ''Bir yaş daha büyüyorum lan.'' dersin. Ama yılbaşı öyle değildir, hazırlıksız yakalar adamı. Noel babaydı, ren geyikleriydi derken yeni seneye geçmiş olmanın sayısal hesaplamada yaşı değiştireceğini farketmezsin, sonra bir anda çarpar gerçeklik o ren geyiğinin boynuzlarını poponda hissedersin benden söylemesi...
Her sene bu kadar planlı programlı giderken bu seneyse yeni yıla nasıl bir psikolojide gireceğime ve 2013'te nasıl bir insan olacağıma dair ilk kez bir ipucum yok!
Sevdiklerim yine yanımda, yakınımda olacak kesin; ancak yeni yıla girerken ben sıkıcı bir insan mı olacağım ve bu sebeple bir sene sıkıcılığa mı mahkum kalacağım diye düşünmeden geçemiyorum! E alkol de yok neticede insanlara bakıp bakıp ''Ne saçma görünüyormuş lan'' demenin de tam zamanı!
 Son 18 haftadır hamileliğin vermiş olduğu türlü fizyolojik ve psikolojik sebepten dolaylı olacak ki kendimi ''sıkıcı'' bir insan olarak nitelendirmeye başladım ve bunun önümüzdeki bir seneyi etkileyeceğini düşünmekten korkar oldum. 
''Ay normaldir öyle hissetmen.'' falan demeyin bir anlatıyım önce ben size.
Bir kere iş günlerinde akşam 21:00-21:30 oldu mu hizmet dışı konumuma geçiyorum. İlk haftalarda koltukta uyukluyordum kendime yediremediğim için şimdi saldım kendimi yatağa gidiyorum direk. Saat 21:00 sularına geldi mi bir panik hali başlıyor bende zaten sormayın. Hani küçükken yatma saatiniz vardır da o saat gelmesin istersiniz ya, aynen o psikoloji işte... İşin kötüsü ne kadar erken yatarsam yatayım sabahları uykumu alamamış olarak uyanıyorum hep. ''Bu akşam 7'de falan uyuyacağım.'' diye planlar yapıyorum bir de içimden. Neyseki henüz o duruma düşmedim; ancak eli kulağındadır.
İkinci olarak yediğim yemekler çok sıkıcı bir hale gelmeye başladı. Veya cümleyi doğru kurmak gerekirse ''Yeme potansiyelim benim canımı sıkmaya başladı!''. Bir insan midesinde sürekli bir kara delikle dolaşıyor gibi hisseder mi? Ben hissediyorum işte! Bir öğünden sonra midemi diğer öğüne hazır hissetmem için bana on beş dakika verin yeter! E dolayısıyla kilo yapmayacak, bebek için faydalı olacak gıdaları tüketmeye çalışıyorum. Bu da beni sıkıcı bir insan haline dönüştürüyor yavaş yavaş. Eskinin küp küp kesilmiş peynir yanına somon füme Sezin'i gitti ''Oha bu enginar da çok güzelmiş!'' cümlesine karşılık ''O enginar değil kereviz!'' cevabını duyup buna şaşırmayan, omuz silkip geçen Sezin geldi.
En vahim konuya gelecek olursaaaak...
Hayatında obsesif şekilde sürekli bir konudan bahseden insanlara çoğunlukla gıcık olmuşumdur. Bu tarz insanlar benim için basit bir tabirle : sıkıcıdır! Ne bileyim ben, bir insanın evine kedi köpek alıp sürekli bundan bahsetmesinden tutun, diyetisyene başladığı için yediğiniz her lokmanın kalorisini size sürekli anlatan insana kadar... ''Arkadaşım bi kes! Bi dur! Bi müsade et ben de kendi hayatımdan bahsedeyim!'' demek gelir içimden.
 İşte son zamanlarda ben de bu kafasını koparmak istediğim insanlardan biri haline gelmiş olabilirim!
 Konuştuğum, konuşmak istediğim konu varsa yoksa hamilelik ve bebek!
Böyle saçma sapan detayları falan anlatmak istiyorum hem de insanları bayıncaya kadar. Ne bileyim bebeğin hangi haftada kaç cm olması gerektiğini falan paylaşasım geliyor arkadaşlarımla. Zaten elimde telefon video izletip duruyorum herkese ''Bak şurası burnu, bak şurası göbeee.'' diye. Çekilmez çile haline gelmeye başladım yani... Bunu da bir arkadaşım sayesinde anladım yoksa burada size falan yazmazdım bunu. Çok yakın bir arkadaşım ''Kanka ya bu çocuk doğunca sürekli bebeğinden bahseden annelerden olmayacaksın değil mi?'' dedi. İşte o an beynime dank etti böyle bir ihtimal olduğu da toparlamaya başladım. Bu tarz konuları daha ziyade hamile tanıdıklarla ve forumlarda konuşup normal hayatımda 'eskisi gibi' davranma kararı aldım. Tabii çok da mümkün olmadı. Beni boğmak isteyen bir kaç kişi hala vardır...
Şöööyle bi özetliyeyim dedim durumu sizlere.
Bu vesileyle de 2013 için dileğimi de dileyeyim istedim.
2013'te evli barklı çocuklu amaaaa sıkıcı olmayan bir insan olmayı diliyorum!
Bir de detaylı ultrasonum  var Ocak sonu o çok iyi geçsin istiyorum.
Detaylı ultrason ne mi?
Dur anlatıyım hemen sana.
Şimdiiii.....
Şaka lan!

Mutlu yıllar!

Not : Bir önceki bölümde içime doğdu dememiş miydim? Pipiyi gördüm beyler bayanlar. Oğluşumuz Efe'miz geliyor.
Not2: Minik bey'in ilk yılbaşı hediyeleri geldi. Dayanamadım iki annemizin hediyelerini görün istedim. Çok tatlı değiller miiii? (ve baymış arkadaşlar cevap verir: AYYYY ÇOOOOOK TATLILAAAAAAAAAAAAAAAAR!)