28 Mart 2013 Perşembe

Kıçımın Sol Lobu!




Kaç gün oldu?
Kaç hafta oldu?
Gerçekten saymayı bıraktım artık…
Tamam tamam 23 gün oldu…
Hatta 23 gün 3 saat!
Manyak falan değilim günleri saatleri saydığım için, dedikodu yapmayalım…
Asıl benim gibi enerji patlaması tavan olan, yerinde durmayı bilmeyen birini alıp  ‘’Sol tarafına doğru yatıcan bir çişe kalkıcan bir de yemek için doğrulucan’’ diyen doğa dengesi manyak!

Tam 23 gündür kıçımın sol lobu üzerinde yatmaktayım!

Karnımdaki ufaklığın ufukta bir ışık olduğunu keşfedip ‘’Lan acaba oraya doğru gitsek mi?’’ diye düşünmesi sancılarımı, sancılarım erken doğum tehditini, erken doğum tehditi de 28. haftadan itibaren  önce hastaneye sonra da eve kapanmamı gerektirdi. 

Hastanede yatarken ödüme karışan bokumu, ‘’Kendimi çok zorladım’’  vicdan azabımı kısa sürede unutmuş olacağım ki sonrasında her hafta ‘’Bu hafta ufak ufak eski hayatıma dönebilir miyim acaba?’’ umuduyla yaşamaya başladım. Doktorumla yapmaya çalıştığım pazarlıklar tabiî ki bir işe yaramadı ve en fazla haftada bir banyoya hak kazanmış şekilde ayrıldım hastaneden. 

Benim gibi planlı bir de kontrolcü bir karaktere sahip olunca insanın  kanına çok dokunuyor böyle şeyler…
37. Haftaya kadar işe de giderim, eve de bakarım, alışverişe de çıkarım, sinemaya da giderim, hatta bir yemek kursuna daha mı gitsem lan? Diye düşünen birine ‘’Kusura bakma planlarını bir on hafta kadar geriye alıyoruz he bir de her türlü özgürlüğünü alıyoruz’’ dediklerinde o gözyaşları böğründe düğüm düğüm oluyor…

Ama işte bunları sana yaşatan doğanın düzeni bu süre içerisinde bir şey daha öğretiyor sana: Sabretmeyi!
Hayatımda hiç çok sabırlı bir insan olamadım ben.
Hatta fazla tez canlıyım,saklamanın bir alemi yok.
Sabretmem gereken ender zamanlarda da bu eylemi pek de hakkını vererek gerçekleştirdiğim söylenemez.

İşte bu süre zarfındaki o sabır durumu  bildiğiniz durumlardan değil!
Çünkü hayatımda ilk kez başka biri için sabretmek zorundayım ben…

O sıkıntı çekmesin, iyi beslensin, iyi oksijen alsın, çabuk büyüsün diye 20 saat kıçımın sol lobu üzerine yatmalıyım!
O rahatsız olmasın diye yattığım yerden hep aynı manzaraya bakmalıyım!
O streslenmesin diye bazı şeyleri ben de yutmalıyım, daha hızlı çaktırmadan ağlamalıyım, daha çabuk susmalıyım!
Onun için yaşamalıyım ama o bildiğim hayatımı değil, ona iyi gelen hayatı solumalıyım!

Annelik duygusu kimde hangi aşamada başlıyor bilemem…

Kimisi karnına düştüğü an başlıyor diyor ama bence onun tehlikede olduğunu hissettiğin noktada başlıyor aslında bu maraton. Biri sana ‘’Doğarsa büyük ihtimalle yaşar’’ dediğinde o büyük ihtimal kısmını duymayıp olabilecek en küçük ihtimale odaklandığında, onun yaşamama ihtimali olduğu kulağında çınladığında yeniden yepyeni bir kimlikle doğuyorsun, o zaman gerçekten anne oluyorsun!

23 gün 3 saat…

Efe artık 31 haftayı bitirdi 32 haftanın içerisinde.

‘’Her gün aynı güne başlıyormuşum gibi’’ hissediyorum bazen diyorum, yakınıyorum…
Ama aslında her gün oğlumun biraz daha büyüdüğü, biraz daha güçlendiği, kötü ihtimallerin yüzdesinin biraz daha düştüğü bir güne uyanıyorum ve her gün uyandığımda defalarca şükrediyorum…

Dilim başka şeyler dese de, içimdeki enerjik kız hayatının eski koşturmacasını özlese de, bu zorlu süreçte doğan anne sonuna kadar dayanması gerektiğini ve dayanabileceğini biliyor! O anne oğlunu her sevişinde ''Biraz daha tamam mı?'' diye konuşuyor onunla ve garip şekilde onun bunları dinlediği için beklediğine de inanıyor!

23 gün 3 saatte kıçımın sol lobunun üzerinde 23 yıl büyümüşüm de haberim olmamış, vay be…


Not: O bebek partisi yapılacak arkadaş! Benden adam olmaz…