29 Nisan 2013 Pazartesi

Hamilelik Hormonlarım: 1 Kıymet Bilciler: 0 .!


Bir kez daha:
 ‘’Bugünlerinin kıymetini bil valla çok arayacaksın.’’
‘’Oyyy ben senin yerinde olmak için neler vermezdim keyfine bak otur tv izle, kitap oku. Kıymetini bil yani...’’
‘’Bu daha bir şey mi bak neler neler göreceksin, sen kıymetini bil iyisi mi...’’
Tarzı yaklaşımda bulunan bir ‘’Kıymet Bilci’’ ile konuşursam Allah yarattı demeyeceğim açacağım ağzımı yumacağım gözümü!
Sürekli aynı acıklı hikayeyi anlatmak istemiyorum ama bildiğiniz üzere 28. Haftadan beri ‘’Erken doğum tehditi’’ altında kıçımın sol lobu üzerine devrilmiş yatıyorum!
8 HAFTA GEÇTİ!
Başkasını bilmem ancak benim gibi bir insan için 8 hafta boyunca minimum açık hava, minimum hareket ile yaşamak işkence gibi. Bunun yanında çocuk ha doğdu ha doğacak, doğsa nefes alacak mı yutkunabilecek mi başlıkları altında yaşadığım korkuyu günlerce anlatabilirim. Gece uykusuz saatleri, yatmaktan kaynaklı kaburgamdaki şiddetli ağrıyı, her aynaya bakışımda ağlamama sebep olacak çatlaklarımı, tartıda gördüğüm 19 kilo fazlalığı saymıyorum bile... Şimdi ben bunları yaşarken bir grup insan kalkmış bana bu günlerin kıymetini bilmemi söylüyor! Bu günlerin neresi kıymetli sorarım size? Hayır yani zaten bu şekilde yatmak kıymetli geliyorsa sana o zaman hayatında bir sorun var ve o sorunu acilen bulmalısın diye düşünürüm ben.
İnanın bu cümleleri duyacağım ve birinin kalbini kıracağım diye telefonlarımı açmaz, açamaz oldum!
Çocuk dediğin niye yapılır arkadaş? Doğması için değil mi? Doğması için yaptığım bir çocuğun hayati tehlike yaşadığı günleri özlemek, o günlerin kıymetini bilmek salaklık olmaz mı sence de? Hani öyle çok düşünüp kafa yormaya gerek yok yani mantık basit, net! He sen çocuğu içinde tutmak için yapıyorsan o ayrı da onun da bir haftası var biliyorsun bir noktada çıkıyorlar ister istemez...
Geçende Murat’la hastanede doktor sırası bekliyoruz yanımızda zavallı bir kızcağız belli ki geceden beri uyumamış kusup durmuş... Konuşmalarına kulak kabarttım daha 11 haftalık hamile. Yüreğim cız etti. Öyle ‘’Bugünlerini arayacaksın bak daha bir kilo almamışsın, ağırlaşmamışsın, normal nefes alıp veriyorsun mis gibi kıymetini bil sen en güzeli...’’ falan diye de düşünmedim. Murat hemen biz Türklerin nedense çok kullandığı ‘’Şu kadar versem bunu yapar mısın?’’ sorularına başladı. ‘’Sana 10,000 TL versem 11. Haftaya döner misin?’’, ‘’20,000’’ ‘’30?’’ derken 200,000 TL’lere kadar çıktı.
Dedim ki ‘’O günlere döneceğimi bilsem üzerine ben 200,000 teklif ederim!’’
Saçmaladığımı düşünüyor olabilirsiniz ama aynen böyle düşünüyorum!
Şu anki hislerimle hiç bir teselli ödülü beni bu sürece baştan başlamaya zorlayamaz... He oğlumun sağlıklı doğması için gerekirse bir 40 hafta daha yatarım o çok ayrı ama ne diyorum bakın?  : ‘’Doğması için!’’
Öyle karnımdayken hiç keyif almadım falan da sanmayın! İçinizdeki canın size attığı her tekmede çok yoğun bir mutluluk hormonu salgılıyorsunuz, kalp atışını duyduğunuz her dakikayı gözleriniz dolarak yaşıyorsunuz, onun yüzünü gördüğünüzde ‘’kuzum’’ diye seviyorsunuz farkında olmadan... Ama bu tatlı tekmeler, eğlenceli ultrason anları büyük korkularla birleşiyorsa da bu sürecin sağlıkla sona ermesi için dualar ediyorsunuz içinizden. Yani ‘’Tekmeler çok mucizevi o zaman ben iyisi mi kıymetini bileyim kıçımı devirip yatayım.’’ demiyorsunuz, diyemiyorsunuz!
Artık bunu bu denli açık bir şekilde söylemişken çocuk içimdeyken mi daha zor geçiyor zaman yoksa çıkınca mı daha büyük işkence çekeceğim diye düşünmek kadar gereksiz bir şey var mı? Kaldı ki farzedelim bu ‘’Kıymetini bil...’’cilerin dedikleri doğru bunlar iyi günlerim, e ne değişecek? Ben uykusuz geceyi gündüzüme katıp çocuğımla ilgilenirken sen gaddarca bir keyif mi süreceksin beni izleyip?
Etrafımdan gördüğüm kadarıyla bu muhabbet ileride de bitmiyor...
Çocuk emekliyor kıymet bilciler başlıyor konuşmaya sana çocuğun yürüyeceği dolayısıyla senin peşinde koşacağın günleri anlatıyor.
Çocuk anaokuluna başlıyor ilkokul günlerinin zorluğundan bahseden bir kıymet bilci grubu çıkıyor.
Bu muhabbet dipsiz kuyu gibi yani.
 Daha da kötüsü bu grup öyle bir yaşlılar grubu falan da değil! Bildiğin çoluğu çocuğu olmayan daha yeni ergenlikten çıkmış bebeler falan söylüyor bu lafları.
Gizli bir tarikat varmış ta ben mi girememişim şimdiye kadar diye düşünüyorum bazen...
Buradan tüm hamile arkadaşlarıma açık çek, bir gün ‘’Kıymetini bil...’’ ile başlayan bir cümleyle gelirsem sizlere suratımın ortasına öyle bir tokat patlatın ki tokat böyle kendiliğinden dillensin, konuşsun.
‘’Ben kıymetini biliyorum, sen bi haddini bil!’’desin bana..

Oh be.!



 

Not: Yarın itibariyle oğlum 36. Haftasını bitiriyor yani doğsa bile ‘’Erken doğan bebek’’ sayılmıyor. İşte bu mutluluğun kıymetini gerçekten bilmek gerek!
28inci haftadan bu günlere...
Not2: Yarın kıymetli bir gün olduğuna göre keyifli keyifli baby shower partimi anlatmayı umuyorum sizlere. Merakla bekleyin olur mu?




Hiç yorum yok: